Blog

panik atak nedir nasıl oluşur

Nedir Bu Panik Atak? Bana Neler Oluyor?

“Aniden ortaya çıkan bu şey beni çok korkutuyor. Önce hiçbir neden yokken sebebini bilmediğim hafif bir göğüs ağrısı, sıkışma hissi bazen de çarpıntı hissediyorum. Buna, bazen bulantı, karıncalanma ya da baş dönmesi de eşlik edebiliyor. Sonra yavaş yavaş üzerime bir huzursuzluk ve tedirginlik çökmeye başlıyor. Hissettiğim o çarpıntı ve nefes almakta yaşadığım zorluk kontrolü elimde tutamayacağımı düşündürüyor. Bir yandan nabzımı sayarken diğer yandan da bedenimde neler oluyor diye tüm vücudumu dinlemeye başlıyorum. Sonra her şey daha da kötüye gidiyor. Bedenim uyuşuyor sanki beynim karıncalanıyor, nefes alamıyorum, neden bir anda bu kadar ter bastı ve ellerim titriyor? Ya bayılırsam? Kalp krizi mi geçiriyorum yoksa? Belki de beyin kanamasıdır?

Daha önce panik atak yaşamış ya da halen panik bozukluk yaşayamaya devam eden bir kişiden neler yaşadığını anlatmasını istesek; kendisini bu şekilde ifade etmesini beklemek çok da yanlış olmaz.

Peki bu sorunu yaşayan kişiler niçin böyle düşünüyor? Neden böyle hissediyorlar? ve  Yaşadıkları bu problemin sebebi ne?

Aslında panik atak sorunu yaşayan kişilerin birçoğu bu soruların gerçek cevabını bulamaz ve yaşadıkları bu sürece bir anlam veremezler. Böyle hissetmelerinin, bu şekilde düşünmelerinin ve panik nöbetler yaşamalarının temel nedenlerinden biri de bu sorulara tatmin edici cevaplar bulamamaları olduğunu söylememiz çok da yanlış olmaz. Bu sebeple panik atak sorunu yaşayan ya da panik bozukluk tanısı almış olan kişilerin öncelikle panik atağı, panik bozukluğu ve ikisi arasındaki ayrımı bilmeleri tedavi için önemli bir rol taşımaktadır.

Panik atak;

Kalp çarpıntısı, terleme, titreme, boğulma hissi, bulantı, baş dönmesi ,kontrolü kaybetme endişesi, ölüm korkusu, uyuşma, gerçek dışılık hissi, sıcak ya da soğuk basmaları gibi endişe ve korku verici fiziksel belirtilerle aniden başlayan 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkan ve genelde 10 ile 30 dakika arasında devam ettikten sonra kendiliğinden ortadan kaybolan korku nöbetleri olarak tanımlanabilir.

Panik bozukluk ise; ilk panik atağın yaşanmasının ardından beklenmedik ataklar yaşama, yeniden atak geçirmekten korkma, atakların sonuçlarıyla ilgili endişeler taşımayla seyreden bunların bir sonucu olarak da kişinin hayatını önemli derecede kısıtlayan ve davranışlarında belirli değişiklikler meydana getiren bir bozukluktur.

Panik atak denildiğinde yalnızca panik bozukluk tanısı alan kişilerin bu rahatsızlığı yaşayabileceği akla gelse de panik atak ve panik atağa benzer belirtiler panik bozukluk harici psikiyatrik bozukluk ve fiziksel rahatsızlığa sahip olan kişilerde de görülebilir. Bu nedenle panik atak tedavisi veya psikoterapi sürecine başlamadan önce mevcut belirtilerin başka tıbbi bir sorundan kaynaklanmadığından emin olunması gerekir.

Peki Panik atak veya Panik Bozukluk rahatsızlığı yaşayan kişiler nasıl bir süreç içindedirler ve neler yaşarlar?

Kişinin ilk panik atağını nasıl deneyimlediği, atak sırasında hangi bedensel belirtileri yaşadığı ve bu bedensel belirtilerin şiddeti gibi detaylar ileriki zamanlarda panik atakla vereceği mücadele için önem taşımaktadır. Hastalar genellikle ilk panik atak deneyimlerini tam bir felaket olarak tanımlarlar. Çünkü yaşadıkları atak sırasında yoğun bir korku duygusu yaşamalarına rağmen korktukları nesneyi bulamazlar. Ör: Üzerine doğru pitbull cinsi bir köpek gelen birisi korktuğunda korkunun ve akabinde gelişen kalp çarpıntısının kaynağının köpek olduğunun farkındadır. Ancak ilk kez panik atak yaşayan kişi korkuya neyin sebep olduğunu bulamadığı ve korkunun kaynağını belirleyemediği için kendisini yoğun bir belirsizliğin içinde hisseder. Bu belirsizlik de içinde bulunduğu durumu daha da çıkmaza sokar ve korkusu daha da artmaya başlar. Aslında bu durum panik atak başlangıcının ta kendisidir.

Burada kişiyi asıl korkutan şey düşünceleri ve kötü şeyler olacağına dair işlevsel olmayan inançları olmasına rağmen çoğu atak yaşayan kişi atak sırasında bu detayları farkedemez. Dakikalarca bulunduğu yerde, bir yandan atakla baş etmeye çalışıp kendisine ne olduğunun cevabını bulmaya çalışırken diğer yandan da kendisi için güvenli olan seçeneği bulmaya çalışır. Kimi balkona çıkmaya, kimi pencereyi açmaya, kimi elini yüzünü yıkamaya, kimi ise bir an önce hastaneye ulaşmaya çalışır. İlk atak sırasında panikle hastaneye ulaşan çoğu hasta bile o gün kendisine ne olduğunu anlamlandıramaz. Çoğu hastaya gerekli müdahale yapıldıktan sonra yapılan tıbbi tetkikler sonucunda hiçbir şeye rastlanmadığı ve hiçbir şeyi olmadığı söylenir. Ancak bu cevap panik atak yaşayan kişi için hiç de tatmin edici değildir. İşte her şey tam da bundan sonra başlar.

Atak süresince yoğun korku ve panik duygusuna maruz kalan ve tatmin edici cevabı bulamayan kişi bu atağı belirsiz, tehlikeli ve yaşamı tehdit eden travmatik bir deneyim olarak algılar. Daha da kötü olan ise kişinin hayatına artık bu travmatik deneyimiyle devam etmek zorunda olmasıdır. Bu travmatik deneyim sonrası psikolojik olarak hırpalanmış olan beyin ise ; Güvende Değilim, Tehlikedeyim, Her an kontrolü kaybedebilirim gibi inançlar geliştirmeye başlar. Bu inançlara sahip kişi de en ufak bir çarpıntıyı, ufak bir titremeyi, terlemeyi veya baş dönmesini tehdit edici bir uyaran olarak algılar. Bedensel duyumlarını tehdit edici bir uyaran olarak algılayan kişinin dikkati de yavaş yavaş bedenine kayar ve kişi gün boyu sürekli kendini dinleyip bedeninde birtakım aksilikler aramaya başlar.

Bu aksilikleri bulma radarı yalnızca bedensel belirtilere karşı değil bir süre sonra; Evde yalnız kalmak, otobüse binmek, tünelden geçmek, asansöre binmek, yalnız dışarıya çıkmak, uçağa binmek vb gibi dışsal uyaranlara karşı da taramalar yapmaya başlar. Eğer bu aktiviteleri yapar veya bunlara maruz kalırsa panik atak yaşayacağına inanmaya başlayan kişi; hem içsel hem de dışsal tehditlerin de etkisiyle; Ya kalp krizi geçirirsem, ya yeniden atak yaşarsam, ya nefessiz kalırsam düşüncelerine daha yoğun bir şekilde kapılır ve kişi kendisini yoğun bir ertelemeler ve kaçınmalar dünyasının içinde bulmaya başlar. Hayatı ciddi derecede kısıtlanmaya ve etkilenmeye başlayan kişi bir süre sonra kendisini daha depresif ve endişeli hissettiği bir kısır döngünün içinde bulur. Bu kısır döngü içinde yaşamak da gerçekten çok zordur.

Peki kişi bu kısır döngüden nasıl çıkabilir? Panik bozukluk iyileştirilebilir mi?

Aslında beynimiz doğal işlevi gereği yaşanılan olumsuz olayları ve travmatik yaşantıları iyileştirme gücüne sahiptir. Ancak bazen beynimizin de görevlerini tam olarak yerine getiremediği durumlar yaşanabilir. Ör: Aynı arabada yolculuk yaparken kaza yapan aile üyelerinden bazıları kaza sonrası bir daha arabaya binemezken bazıları arabayla seyahat etmeye devam edebilir. Bu durumun birden çok sebebi olabilir. Kişinin geçmişte yaşadığı travmatik deneyimleri, incinebilirlik düzeyi, psikolojik dayanıklılığı gibi faktörler olayı değerlendirme üzerinde farklılık yaratacağı gibi kaza anında bu olayın travmatik bir olay olarak kaydedilmesi de buna sebep olabilir.

Buradan hareketle panik atak yaşantısını düşünecek olursak; yukarıdaki faktörlerin de etkisiyle kişi panik bozukluk sorunu yaşamaya başlayabilir. Ancak tüm bu faktörleri ele aldığımızda hepsinin buluştuğu ortak nokta atak yaşantısına maruz kalan kişilerin “güvende değilim” “Tehlikedeyim” Kontrolü kaybedebilirim gibi inançlara sahip olmaları olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu ilişkiler ağını düşündüğümüzde panik atak sorunu yaşayan kişiler için psikiyatrik ilaç desteğinin yanında psikoterapi desteğinin önemi de ön plana çıkmaktadır. Çünkü kişinin travmatik yaşantıları içinde yer alan ilişkiler ağı çözülmedikçe ve travmaları iyileştirilmedikçe var olan sorun devam edip dirençli bir panik bozukluğa dönüşebilir.

Bu durumun önlemini alabilmek için ise kişinin sorununa ve ihtiyaçlarına uygun psikoterapi yöntemi ışığında çalışabilmek büyük önem taşımaktadır. Psikoterapi sürecini kişinin kendisini keşfettiği ve ruhsal durumunu yeniden inşa ettiği bir süreç olarak tanımlayacak olursak; panik bozuklukla çalışırken yeniden inşa edilmeye çalışılan ve kişinin en temel ihtiyaçlarından biri olan inançlardan biri de güvende hissetmektir. Panik bozuklukta yaygın olarak kulanılan ve etkili sonuçlar veren Bilişsel davranışçı terapi ve EMDR Terapisi gibi terapi yöntemleriyle bu problemin üstesinden gelmek mümkündür.

 

Uzm. Psk. Hasan Akalın

 

 

 

 

Seninle Başlamadı

Kitap Önerisi – Son yapılan bilimsel araştırmalar travmaların etkilerinin bir nesilden diğer nesle geçebileceğini aktarmaya başladı. Bu “miras”, bilinen adıyla kalıtsal aile travmalarının konusunu oluşturuyor. Ortaya çıkan kanıtlar sistemin gerçekliğini doğruluyor. Kalıtımsal zincirde yer alan acı her zaman kendi kendine sona ermeyebilir ya da zamanla azalmayabilir. Âdeta şu an yaşayan kişilerin zihinlerinde ve bedenlerinde çözüm bulmak için geçmişten günümüze uzanır.

Çekmeceler

Film Önerisi – Deniz 32. yaşını kutladığı doğum gününün gecesinde kanlar içerisinde hastaneye kaldırılır. Hayati tehlikeyi atlatan Deniz’i yoğun bir psikolojik süreç beklemektedir. Rehabilitasyon evresinde sık sık geçmişe döner ve ruhunda, çok derinde kilitli kalmış çekmeceleri açar. Kız çocuğuna nasıl davranacağını tam kestiremeyen bir anne-babanın evinde ergen cinselliğini yaşamaya çalışan Deniz’in ruhunda o günlerden gelen yaralar bir bir ortaya çıkacaktır.

Kafada Kurma Problemi

Kafada kurma aslında olmayan şeyler ile ilgili sürekli bir düşünme eylemini ifade eder. Sürekli kafada kurmak bireyleri bir noktadan sonra huzurlu yaşamdan uzaklaştırıyor. Hatta bazı bireyler düşünmeyi durdurmak adına sürekli meşgul olmaya yönelebiliyor. Çünkü kişiler tek ve eylemsiz kaldıklarında kafalarında daha fazla şey kurmaya başlıyorlar.

Kafada kurmak aslında yoğun bir olumsuz yapıyı ifade eder. Kişiler yaşadıkları kötü olaylardan ya da farklı faktörlerden etkilenerek kafada kurmaya başlar. Kurmak aslında burada düşünmeyi ifade eder. Yaşanılan kötü bir olayın ardından daha kötü olabilecek şeyler düşünülmeye başlar. Bu sağlıklı bir yaşam için yanlış tutumdur. Ancak bu düşünceye dur diyememek psikolojik nedenleri ortaya çıkarmaktadır. Çoğunlukla ileri derece OKB gibi sorunlar meydana gelir.

Kafada kurma hastalığı nasıl önlenir?

Öncelikli bu konuda kişinin kendini arındıracak eylemlere yönelmesi önerilir. Bu bir spor ya da sevilerek yapılacak etkinlikler olabilir. Ancak bazı bireyler bu eylemlere yönelse de kafada bir şeyler kurmak durumunu atlatamayabiliyor. Çünkü kişi sevilerek yapılan eylemin ardından yine o düşünceler ile boğuşacağının bilincinde. Böyle sorunlar ne yazık ki her bireyde aynı etkiyi göstermiyor. Sorunun ilerlemişlik durumu bu noktada devreye giriyor.

Kafada senaryo kurmak durumundan vazgeçmek ve stres yönetimi sağlayabilmek için profesyonel bir destek alınması önemlidir. Çünkü kuruntu yapmak ve olmayacak şeyler düşünmek kişiyi bitkin düşürür. Yaşam enerjisini emer ve huzursuz bir hayata neden olur. Kafada kurma hastalığı tedavi için mutlaka uzmanlardan destek almak gerekir. Çevreden duyulan ya da görülen yöntemler kesinlikle uygulanmamalıdır. Her bireyin probleminin çıkış nedeni ve ilerleme şekli farklıdır. Bu nedenle bir uzmana başvurmaktan çekinilmemelidir. Kuruntu yapmaktan nasıl kurtulurum? sorusunun yanıtını sizlere uzmanlar verecektir.

Artık kafanızdaki düşünceleri kendiniz yönetemiyorsanız ve düşünceleriniz nedeni ile zor zamanlar geçiriyorsanız vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun. Sürekli kafada bir şeyler kurmak yaşamınızı altüst etmesin.

OKB ( Obsesif Kompulsif Bozukluk) Mu Yaşıyorum?

OKB (obsesif kompulsif bozukluk), kişileri istemedikleri halde belirli eylem ve düşüncelere zorlayan ruhsal bir sağlık problemidir. OKB bir anksiyete türüdür. Obsesif yaşayan kişiler çeşitli düşüncelere takılı kalırlar ve bir şeyleri eksik yaptıklarını düşünürler. Bu düşünceler onları sürekli bir eyleme yönlendirir ve kişiler artık istemedikleri halde bu eylemleri yapma zorunlulukları varmış gibi hissederler.

OKB’nin farklı türleri bulunmaktadır. Obsesyon bu türlerin sadece zihinsel düşünce kısmını kapsar. Obsesyon halinde olan kişi istemediği şeyler düşünür. Örneğin belirli bir dine bağlı olan kişi zihninde bu dinle ilgili inançsızlık sorguları yapabilir. Ben inanmıyor muyum? Soruları bu kişilerin zihnini meşgul eder ve kendilerinden şüphelenir bir hal yaşarlar. Kompulsiyon türü ise bu düşüncelerden ötürü oluşan sıkıntıyı atmak adına yönelim sağlanan davranışları ifade eder.

Obsesif kompulsif bozukluk çeşitli belirtiler gösterir fakat en net belirtisi kişileri sürekli istenmeyen düşüncelere ve eylemlere zorlamasıdır. Bu ruhsal sağlık problemi sizleri çeşitli şeylerden alıkoyabilir hatta ilerleme kaydettiği durumda günlük yaşamı sürdürme noktasında büyük sorunlar meydana getirebilir.

Her kontrol kompulsiyon belirtisi midir?

Birçok birey evden çıkmadan önce ocağın kapalı olup olmadığını kontrol eder. Ya da kapıyı kilitleyip kilitlemediğini… Ancak bu eylemlerin sayısı kontrol edildiği halde fazlalaşıyorsa problem var demektir. Mutlaka bir uzmana başvurulmalı ve sorun büyümeden etkili bir süreç sağlanmalıdır.

Obsesif Kompulsif / Adel Danışmanlık

Adel Danışmanlık olarak OKB sorunu için uzmanlarımız ile etkili çözüm yolları sunmaktayız. OKB problemlerini aşmak ve sakin yaşamınıza odaklanmak için geç kalmayın. Erken farkındalık ile sağlığınıza daha erken kavuşun. Detaylı bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

​Kuruntu Problemi

(Yaygın Anksiyete Bozukluğu)

Kuruntu problemi ya da tıp dilindeki ismi ile yaygın anksiyete bozukluğu, farklı büyüklüklerde gözlenen bir grup problemi ifade eder. Kuruntu yapmak genel olarak stresli yaşamdan ötürü oluşabildiği gibi aynı zamanda genetik problemler nedeni ile de meydana gelebilmektedir. Günümüzde henüz kuruntu probleminin net oluşum nedeni belirlenememiştir. Fakat kalıtsal faktörlerin oluşuma yön verme hususunda etkili olduğu kabul edilmektedir.

Hepimiz yaşamımızda kaygı ve korku duygusu ile karşı karşıya kalırız. Yeterli miktarda kaygı duygusu fazlasıyla olağandır. Bizlere tehlikeye karşı önlem alma ve koruma yetisi kazandırır. Fakat bedenimizde bulunan yoğun kaygı ilerlediğinde durum zor bir hal alır. Kişiler günlük yaşamlarını sürdüremez hale gelebilirler.

ANKSİYETE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ NELERDİR?

Anksiyete bozukluğunun hem bedensel hem de ruhsal olarak farklı belirtileri oluşur. Bedensel belirtiler içerisinde genellikle terleme, kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi, boğulma ve ağız kuruluğu yer alır. Ruhsal belirtiler de ise sinirlilik, stres, aşırı endişe, performans düşüklüğü, konsantrasyon ve huzursuzluk gibi belirtiler hakimdir. Ancak netlik kazanmak ve sağlıklı ilerlemek adına mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

KURUNTU YAPMAKTAN NASIL KURTULURUM?

Kuruntu problemi yani anksiyete bozukluğu doğru adımlar ile düzelebilen bir sağlık problemidir. Bir uzman desteği alarak anksiyete problemini iyileştirebilirsiniz. Bunun için profesyonel bir danışmanlık merkezine başvurabilirsiniz. Adel Danışmanlık olarak yıllardır edindiğimiz çalışma tecrübelerimiz ile kafada kurmak yani kuruntu problemine profesyonel danışmanlık sağlamaktayız.

Yaygın anksiyete bozukluğu ile ilgili bilgi almak için bir uzmana danışmanız gerekmektedir.

Hiperaktivite Bozukluğu

Hiperaktivite bozukluğu nedir? Hiperaktive bozukluğu; öğrenme yetisini bozan bir davranış problemidir. Bireyi hayatı boyunca takip eden hiperaktivite, yaşam kalitesini düşüren önemli bir sağlık problemidir. Hiperaktivite bozukluğu yaşayan kişiler aşırı hareketlilik halindedir. Belirli bir şey için uzun süre konsantre olamazlar. Bu sorun genetik sebepli meydana gelir. Çevre tutumu ve aile bu problemin oluşumunda rol oynamaz. Hiperaktivite bozukluğu genellikle çocuklarda görülür. Ancak yetişkin hiperaktivite bozukluğu da oldukça sık gözlenmeye başlanmıştır.

Olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen yetişkin hiperaktivite bozukluğu, toplumda %5-7 gibi çok yüksek bir görülme oranına sahiptir. Çocukluk çağında başlayıp ilerleyen hiperaktivite bozukluğu doğru adımlar ile iyileştirilebilen bir problemdir.

HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?

Günümüzde hiperaktivite bozukluğunun genel bir oluşum nedenine rastlanmamıştır. Ancak yapılan bazı araştırmalar bu bozukluğa neden olabilecek sebepler ortaya çıkarmıştır. Bunlar;

-Hiperaktif bireylerin beyinlerinde mesaj iletişimini sağlayan kimyasal maddelerde bir problem vardır.
-Ebeveynlerin herhangi birinde hiperaktivite varsa, bu bireylerin çocuklarında da hiperkativite belirtileri oluşabilir.
-Hiperaktivite çocukluk çağı rahatsızlıklarının ardından gözlenebilir.
-Gelişim problemleri hiperaktivite ile alakalı olabilir.
-Beyin dokusundaki doğumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye sebep olabilir.

Yetişkin hiperaktivite bozukluğu belirtileri nelerdir?

-Aşırı hareketlilik hali
-Sürekli bir eylemde bulunma isteği
-Sürekli konuşma isteği
-Bir şeylere yoğunlaşamamak
-Konsantrasyon güçlüğü
-Unutkanlık
-Dikkat dağınıklığı
-Verilen çoklu görevleri bir arada yürütememek
-Sürekli elde bulundurulan eşya ve malzemeleri kaybetme
-Dikkat dağınıklığı nedeni ile sürekli hata yapma

Hiperaktivite bozukluğu genel niteliği ile öğrenme sorunu yaşatır. Ancak yetişkin hiperaktivite bozukluğu sorununda bireyler genellikle yukarıda sıraladığımız sorunlar ile karşılaşırlar. Eğer sizlerde bu problemler ile karşı karşıya iseniz mutlaka profesyonel bir destek almanız gerekir. Aksi taktirde yaşam kaliteniz düşer ve hayatınızı düzenli şekilde sürdürme konusunda sorunlar yaşarsınız.

Yetişkin hiperaktivite iyileştirme süreci, problemin boyutuna göre ilaç ya da egzersiz gibi yöntemler ile ilerlenen bir süreci kapsar. Bu noktada danışmanlar tanıyı koyduktan sonra bireye göre bir ilerleme kaydederler. Eğer sizlerde yetişkin hiperaktivite bozukluğu, belirtileri taşıyorsanız ve uzman kişiler tarafından bir destek almak istiyorsanız Adel Danışmanlık Merkezi olarak bizlere başvurabilirsiniz. Alanında uzman ekip arkadaşlarımız ile sizlere yardımcı olmaktan ve sorunlarınıza çözüm üretmekten mutluluk duyarız.

Takıntı Problemi Nedir?

(Obsesif Kompülsif Bozukluk)

Takıntı problemi nedir?; bireyin istemediği halde korkarak tekrarlamak durumunda kaldığı his ve davranışlar bütünüdür. Takıntı probleminin tıp dilindeki ismi obsesif kompülsif bozukluktur. Bu sorunda bireyler hakim olamadıkları düşüncelerinden kurtulmak için çeşitli davranışları yapmak konusunda kendilerini zorunlu hissederler. 

Obsesif kompülsif bozukluk sorununda obsesyon düşünce ve uyarıları ifade etmektedir. Birey sürekli kafasını meşgul eden ve eyleme yönelten düşünceler ile savaşma durumunda kalır. Ancak kafalarındaki düşünceleri gerçekleştirirler ise bu problemden kurtulacaklarını düşünürler. Sıkça görülen obsesyonlar içerisinde kirlilik, tekrarlanan cinsel düşünceler, din ile ilgili sorgulamalar ve saldırgan olmaktan korkma gibi faktörler bulunmaktadır. Örneğin bir birey içinde bulunduğu ortam içerisinde bir kirlilik gördü ise aklına sürekli o ortamdan çıkması gerektiği, vücuduna mikrop bulaşacağı ve yıkanması gerektiği düşünceleri gelmektedir. Bu düşüncelerden uzaklaşmayı denese de sadece bu eylemleri yaparsa kurtulabileceğini düşünür.

Tükürük, kan ve çeşitli sular takıntı problemi (OKB) yaşayan kişileri rahatsız etmektedir. Çünkü bunların onlara sağlık açısından zarar vereceklerini hatta bu sebeple ölebileceklerini düşünürler. Cinsel dürtüler ve dinsel sorgulamalar da kişilere ağır sorunlar yaşatabilmektedir. Kişi bir inanca sahip olsa bile aklında istemese de sorgulama ve inanmama ile ilgili düşünceler belirmektedir. Bu düşüncelerin ancak hemen tövbe ederek geçeceğini düşünürler ve zihinleri onları bu anlamda bir eylem yapmaya zorlar.

Kompülsiyon ise takıntı problemi içerisindeki davranış eylemini ifade eder. Bireyler zihinlerini dolduran ve onların günlük yaşamlarını dahi olumsuz etkileyen düşüncelerden kurtulmak için bu düşünceleri eyleme geçirirler. Örneğin bir birey evinden çıkarken kapıyı kilitlediği halde tekrar tekrar dönerek kontrol edip emin olmak ister ya da ocağı kapattığı halde görerek emin olmak için sürekli kontrol sağlar. Bu kompülsiyon sorununu tamamlayan bir noktadır.

Takıntı sorunu yani obsesif kompülsif bozukluk zihinsel düşünceler sebebi ile zor bir süreç yaşatır. İyileşme için adım atmadıkça kişiler bedensel problemler bile yaşayabilirler. Bu nedenle belirtileri incelemek ve profesyonel bir destek almak için geç kalınmamalıdır. Peki takıntı sorunu belirtileri nelerdir?

TAKINTI PROBLEMİ BELİRTİLERİ

Takıntı probleminin obsesyon ve kompülsiyon ile birlikte farklı belirtileri bulunmaktadır. Bunlar;

-Mikroptan ve kirlilikten korkmak
-İnsanlara karşı rezil olmaktan korkmak
-Kötü düşüncelere uymaktan korkmak
-Kendine ve çevreye zarar vermekten korkmak
-Simetri ve düzen oluşturma isteği
-Kapı kollarına ve toplu kullanım sağlanan noktalara dokunmama isteği
-Sürekli el yıkama ve duş alma isteği
-Sürekli belirli cümleleri ve duaları okumak
-Rahatsız eden dinsel düşünceler ile o an içten gelmediği halde ibadet yapmak
-Sürekli bir şeyleri biriktirmek
-Yolda yürüme şeklini ya da yemek yemeyi belirli bir düzene göre yapmak
-Sürekli rahatsız edici düşünceler ile karşılaşılacağını düşünmek

Yukarıda bulunan belirtiler takıntı problemi belirtileridir. Takıntı sorunu doğru adımlar ile iyileştirilebilen  bir sorundur. Bu konuda desteğe ihtiyaç duyuyorsanız Adel Danışmanlık merkezimize başvurabilirsiniz. Uzman ekibimiz sizlere profesyonel destek sağlayacaktır.

Yeme Bozukluğu Nedir?

Yeme bozukluğu duygusal problemler dolayısı ile ortaya çıkan beslenme yanlışlarıdır. Bu problem ile karşılaşan kişilerin kilo alma / kilo verme konusunda takıntıları bulunur.

Yeme Bozukluğu Nedenleri

Yeme bozukluğu probleminin birçok farklı nedeni bulunmaktadır. Fakat genellikle ergenlik döneminde zayıf görünmek isteyen bireylerin ya da çok zayıf olduğu için kilo almak isteyen kişilerin çevrelerinden gördükleri tepki sonucu ortaya çıkar. Bu durum aslında kişinin görüntüsel sorunlarını yemekleri kullanarak dışa vurum şeklidir. Çevresinden ilgi ve beğeni göremeyen kişiler böylelikle kendilerini ya kilo almaya ya da kilo vermeye yönlendirirler. Ancak bu şekilde beğenilebileceklerini düşünürler. Yeme bozukluğu nedenleri oluşum sıralaması aşağıdaki gibidir.

1-Sosyal baskı
2-Ailesel baskı
3-Kişilik özellikleri
4-Kontrol
5-Benlik değeri
6-Cinsiyet

Yemek Bozukluğu Türleri

Yeme bozukluğu probleminin 3 farklı türü bulunur. Bunlar; Anoreksiya Nevroza, Bulimiya Nevroza ve Tipik Yeme bozukluğudur.

-Anoreksiya Nevroza

Anoreksiya Nevroza, kilo almayı reddeden, zayıf görünmek isteyen bireylerin yaşadıkları bir sorundur. Bu bireyler zayıf bir vücuda sahip olma arzusu ile yemek düzenlerini büyük ölçüde değiştirirler. Kilo kaybetmek için günümüz ölüm diyeti olarak tabir edilen şekilde yemek yememeye başlarlar. Besinsizliğe alışan vücut ilerleyen zamanda yenilen yemekleri de reddetmeye başlar. Böylelikle kişi yemek yedikçe kusmaya ve yediği her şeyi çıkarmaya başlar. Anoreksiya Nevroza ciddi bir sorundur. Bu problem nedeni ile birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Açlık problemi olarak da adlandırılan Anoreksiya’da bireylerin düşüncelerinin büyük kısmı yemeklerin kalorileri ve yağ değerleridir. Bazı anoreksiya kişiler aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif (ishal yapıcı), diüretik (su atıcı) gibi ilaçlara da baş vurabilmektedir.

Anoreksiya bireyler için kilo almak kabus anlamına gelir. Genellikle çevrelerinde zayıf olan bireyler ile kendilerini karşılaştırırlar. Daha da zayıflayabilmek için kendilerine hedefler oluştururlar. Kalori, enerji ve yağ alımı olmadığı için vücutları çabucak hafiflemeye başlar. Ağırlıkları azalır ve aşırı derecede kilo verdiklerinde ne yazık ki kendilerini yemeğe alıştırmaları çok zordur. Vücut artık yeme ve kusma eylemine alışkın olduğu için tükettikleri besini çıkarmalarına yol açar.

– Bulimiya Nevroza

Bulimiya Nevroza anormal şekilde yeme sorununu ifade eder. Bu problemi yaşayan bireyler oldukça fazla şekilde yemek yerler. Ardından kilo alma korkusu ile uygunsuz davranışlar göstermeye başlarlar. Bulimiya bireylerde mide asidinin ağza gelmesi ile diş çürükleri, mide delinmeleri, ellerin üzerinde kusmak için zorlanırken meydana gelen diş izleri ve yaralar, adet düzensizlikleri görülebilmektedir. Yemek bozukluğu türleri içerisinde bulunan bulimiya hataları yine zayıf bir bedene sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Fakat farklı olarak birey hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır.

Tipik Yeme Bozukluğu

Bu problem kontrolsüz yemek yeme anlamı taşır. Bireyler tıpkı bulimiya kişiler gibi sürekli olarak yemek yemeye başlarlar. Fakat buradaki fark tipik yeme bozukluğu yaşayan kişilerin bu yiyecekleri vücuttan atmak adına bir eylem içine girmemeleridir. Bu kişilerin kimlik duygusunda, duygu durumunda ve ilişkilerinde sürekli bir tutarsızlık vardır.

Yeme bozukluğu nedenleri için ilettiğimiz maddeler bireylerin yaşam kalitesini düşürmek ile birlikte yaşam tehdidi oluşturmaktadır. Bu noktada bireylerin mutlaka yeme bozukluğu desteği almaları gereklidir. Bu konuda Adel Danışmanlık olarak bizlere başvurabilir ve sorununuz adına destek alabilirsiniz. İletişim sayfamızı ziyaret ederek bizleri arayabilirsiniz.

Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir?

Öfke, karşılaşılmasından mutlu olunmayan durumlarda gösterilen bir tepkidir. Birinin size istemediğiniz şekilde davranması, haksızlık yapması, hakaret içeren kelimeler sarf etmesi, trafik sorunu, sizi yeterince anlamadığını düşünen ebeveynleriniz ve daha birçok faktör öfkelenmenize sebep olan noktalar içerisindedir. Öfke de sevgi kadar doğal ve gösterilmesi gereken bir duygudur. Ancak boyutunu kontrol etmek büyük önem teşkil eder. Öfkesel tepkilerimiz başta kendimizi ve ardından tüm çevremizi etkilediği için iletim şekli doğru yapılmalıdır.

Doğru iletilmeyen tepkiler öfke kontrol problemi olarak isimlendirilir. Karşılaştığımız ve öfkelendiğimiz bir durumda vücudumuzda neler değişir biliyor musunuz? Öfkelendiğimizde kan kalp atışlarımız hızlanmaya ve kan basıncımız artmaya başlar. Bununla birlikte düzensiz şekilde nefes almaya başlarız.

Öfke kontrol problemi oluşum nedenleri

Öfke kontrol problemi çocukluktan oluşan ve yaş ilerlemeye başladıkça kendini gösteren bir problemdir. Beyinde ön bölgenin işlevleri sonucu yaşanmaktadır. Çocuklukta görülen yanlış davranışlar ve etkisinde kalının durumlar öfke kontrol problemi oluşum nedenleri içerisinde en belirgin olandır. Bununla birlikte öfke kontrol bozukluğu bulunan bireylerde serotonin hormonu salgılama problemleri bulunmaktadır. Kişi kendini sürekli gergin hissedebilir.

ÖFKE KONTROLÜ NASIL YAPILIR?

Öfke kontrolü ilk süreçte kendinize ileteceğiniz telkinler ile daha sakin olarak atlatılabilir. Ancak bu durum eski zamanlardan gelen ve etkilenilen durumlar karşısında yaşanan bir problem olduğu için profesyonel bir destek alınmalıdır. Öfke kontrolü uzman yönlendirmeleri ile bireyler, yaşadıkları durumlar karşısında daha bilinçli ve kontrollü tepki iletmeyi öğrenebilmektedir.

Öfke kontrolünü aşmada nasıl bir süreç yaşanır?

Öfke kontrolü, tanı konulduktan sonra doğru adımlar ile aşılabilen bir problemdir. Tanı oluşturmak için genellikle uzman danışman desteği alınır. Bireyin hangi durumlara tepki gösterdiği ve bu tepkileri ne kadar süredir sergilediği konusunda seanslar yapılır. Ardından tanı konulur. Öfke kontrolü için alınan destek ile birey daha verimli ve sosyal bir yaşam sürer.

Eğer sizler de öfke kontrol problemi yaşıyorsanız ve uzman bir destek alanı için araştırma içerisinde iseniz Adel Danışmanlık olarak bizlere başvurabilirsiniz. Öfke kontrolü adına profesyonel çalışma arkadaşlarımız sizlere yardımcı olacaktır.

Stres Yönetimi Nedir?

Stres yönetimi (stres kontrolü), stres adına kullanılan bir yaklaşım adıdır. Bu yöntem bizleri hareket etmeye, doğu tercihler yapmaya ve başarılı olmaya yönlendirir.

Stres, içinde bulunduğumuz zaman gereğince mecburen karşılaşmak durumunda olduğumuz husustur. Kelime anlamı olarak zihinsel ve duygusal gerginlik anlamı taşır. Stres yönetimi ise bu karşılaşılan çeşitli noktalarda daha sağlıklı, temkinli ve doğru davranmaya yönelim oluşturur.

Bitirmemiz gereken işler, üzerimize aldığımız sorumluluklar, karşılaştığımız ve sonrasında travmasını yaşadığımız olumsuz durumlar, çevresel çatışmalar ve maddi problemler vücudumuzda stres oluşumunu tetikler. Bu gibi durumlar süreklilik kazandığında ise bireyler stres halini yönetememeye başlarlar. Sonuç evresinde kişiler depresyon, uyku bozuklukları ve sağlık sorunları gibi problemler yaşamaya başlar.

Stres de aslında diğer tüm duygu, davranış ve tepkiler gibi olması gerekli bir husustur. Fakat burada önemli olan stresin boyutu ve sürecidir. Sürekli stres ile yaşamak başka sorunlarında meydana gelmesine yol açar. Bu nedenle stres yönetimi (stres kontrolü) büyük önem taşır.

Bazı bireyler yaşadıkları tüm bu stresli ve sıkıntılı zamanlarda kendilerini alkol, sigara, ilaç gibi maddelere yönlendirirler. Oysa bu durum problemin daha çok ilerlemesine neden olacaktır. Eğer stres konusunda problemleriniz mevcutsa ve bunun yaşantınızı büyük ölçüde etkilediğini düşünüyorsanız stres yönetimi için destek almanız gerekir.

STRES YÖNETİMİ NASIL YAPILIR?

Stres kontrolü, bir plan eşliğinde gerçekleştirilir. Yaşamınızda sizi strese sokan şeyler genellikle istediğiniz halde yapamadığınız ve rahatlamak için kendinize vakit ayıramadığınız hallerdir. Bu nedenle hayatınızı planlamanız gerekir. Bu plana çalışmanız gereken, eğlenmeniz gereken ve dinlemeniz gereken zaman dilimleri eklenir. Yaşantınızın tümünü çalışmaya ya da tümünü eğlenmeye harcarsanız monotonlaşmanız ve stres duymanız oldukça normaldir. Bu noktada çalışmanız gereken zamanda sadece çalışmaya, eğlenmeniz gereken zamanda sadece eğlenmeye ve yine aynı şekilde dinlenmeniz gereken zamanda sadece dinlenmeye odaklanmalısınız. Yapmanız gereken eylem hangisi olursa olsun olumsuz düşünceleri kafanızdan atmalı ve olumlu düşünceye yönlenmelisiniz. Böylelikle stres meydana gelse dahi yatıştırmak ve stres yönetimi sağlamak için kendinize zaman yaratabilirsiniz.

Her zaman gerçekleştirdiğiniz eylem sırasında düşüncelerinizden uzaklaşmak ve eyleminize yoğunlaşmak mümkün olmayabilir. Özellikle stres düzeyi yüksek birey bu aşamada zorluk yaşarlar. Bu nedenle stres yönetimi için destek almak en doğru seçenektir. Eğer stres kontrolü konusunda sıkıntılar yaşıyorsanız ve profesyonel bir destek almak istiyorsanız Adel Danışmanlık Merkezi olarak sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.

İlişki Desteği ve İlişki Danışmanı Seçimi

İlişki desteği; ilişki kalitesini güçlendirmek, ilişkide yaşanan endişelere çözümler üretmek, yaşanan kavga ya da ayrılık süreçlerini yönetme konusunda başvurulan psikolojik bir yardım alanıdır. İlişki destek süreci, yaşanan problemlere göre farklı iyileştirme yöntemleri barındırır. İlişki desteği sadece evli çiftlerin alabildiği bir yardım değildir. Partneri ile sorun yaşayan tüm bireyler ya da daha kaliteli bir ilişki yürütmek isteyen tüm çiftler ilişki  desteği alabilmektedir.

Kişiler arası ilişkileri daha doyum verici hale getiren ilişki destek süreci, çiftlere empatik düşünceyi öğretirken birbirlerini daha iyi tanımaları adına açık görüş iletmeye yönlendirmektedir.

İLİŞKİ DESTEĞİ BAŞLANGIÇ NEDENLERİ NELERDİR?
Çiftler genellikle talep ettiklerinin eşlerine ulaşmaması, oluşan problemlerde orta yol bulmamak, ilişkide çaresiz hissetmek, aynı şeyler için sürekli çatışma yaşamak, güven problemi, karar alma zorluğu gibi nedenler ile ilişki desteği ihtiyacı duymaktadır.

Olumlu ve olumsuz durumlar ile karşılaştığımız yaşam serüvenimizde karşımıza eş olarak görebileceğimiz farklı insanlar çıkar. Bu bireyleri hayatımıza dahil etme sebebimiz onlarda kendimizden kesitler görmemizdir. Ancak birlikte yürütülen ilişki sürecinde her şey aynı düşünceler ile denk düşmez. Bazen değer verdiğiniz partneriniz ile farklı fikirlere sahip olup çeşitli ayrılıklar yaşayabilirsiniz. Bu noktada bazen yapılan yanlış davranış ve tutumlar, fevri hareketler ve kırılma sonucu meydana gelen hırçın tartışmalar ilişkinizi ya da evliliğinizi zedeleyebilir. Böylesi zamanlarda en doğru yol daha fazla yıpranma yaşamadan profesyonel bir ilişki danışmanı tarafından destek almaktır.

Eğer sorunlarınız aşılmamak ile beraber her geçen gün daha da artıyorsa ilişki danışmanı ile sorunlarınızı tespit edip çözüm adına çalışmalar yapabilirsiniz. Profesyonel bir destek için İstanbul ilişki uzmanı arayışı içinde iseniz Adel Danışmanlık Merkezi olarak bizlere başvurabilirsiniz. Alanında uzman ilişki danışmanı arkadaşlarımız sizlere problemleriniz hakkında bir değerlendirme oluşturacak ve ilişkinizi çözüm önerileri ile iyileştirmek adına destek sağlayacaktır. Adel Danışmanlık Merkezi ilişki danışmanı ekibi olarak sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.