Erkekler ve Depresyon

Erkekler ve Depresyon

Depresyon açısından baktığımızda kadınlarde ve erkeklerde depresyona girme oranları nedir? Farklılık gösteriyor mu?

Depresyon eskiden sanki bir kadın hastalığı gibi görülmekteydi. Oysa erkeklerde kadınlar gibi depresyona girmektedirler. Eldeki verilere baktığımızda kadınların erkeklere oranla daha fazla depresyona girdiklerini görüyoruz. Hayat boyu risk açısından baktığımızda, erkeklerde depresyona girme oranı %3-12 arasındayken kadınlarda %10-26 arasında olduğunu görüyoruz. Tabi, depresyonun cinsiyet ayırt etmeksizin herkesin yaşayabileceği bir rahatsızlık olduğunu unutmamak gerekiyor.

Depresyon Erkeklerde Neden Daha Az Ortaya Çıkıyor?
Bunun biyolojik, psikolojik ve sosyolojik nedenleri vardır. Erkeklerin hormonal dalgalanmalarının daha az olması, doğum, menapoz gibi bazı tetikleyicileri yaşamamaları biyoloijk açıdan onları korumaktadır. Psikolojik nedenlere baktığımızda erkeklerin duygularını içe atmamaları, detaylara takılmamaları, tepkilerini anında gösterebilmeleri gibi faktörler söz konusudur. Sosyal olarak baktığımızda ise erkeklerin toplumsal açıdan kadın oranla nispeten daha rahat bir konumda olmaları, daha rahat hareket edebilmeleri ve “erkek adam hasta olmaz” gibi söylemlerin etkisi bulunmaktadır.
Burada söyleyebileceğim en önemli şey; erkeklerin “yardım arama davranışı” içine daha az girdikleri için yani kadınlar gibi depresyona girince bir ruh sağlığı uzmanına gitmedikleri için elimizdeki veriler de kısıtlı olduğudur. Verilerin kısıtlı olması erkeklerle ilgili oranları azaltmaktadır.

Erkeklerde depresyon, hangi durumlarda daha sık görülüyor? (Yaş, kişilik özelliği, meslek vs…)

En çok 40-50 yaş aralığı ve 65 yaş üzeri erkeklerde daha fazla rastlanmaktadır. Ayrı yaşayan, boşanmış, hiç evlenmemiş ve dul erkeklerde depresyon oranı yüksektir. Stresi yüksek işlerde çalışan erkeklerde yine oranın yüksek olduğunu görüyoruz.

Genel risk faktörlerine bakarsak;
*genetik yatkınlık
*geçmiş yaşantılar ve öğrenmeler
*stres toleransının düşüklüğü
*daha önce depresyon yaşamış olmak
depresyon açısından tetikleyicidir.

Depresyonla beraber görülebilecek başka rahatsızlıklar var mı?
Komorbit dediğimiz yani eşlik eden başka rahatsızlıklar varsa depresyon daha zorlayıcı hale gelmektedir. Erkeklerde depresyona en sık eşlik eden sorunların; öfke kontrolsüzlüğü, alkol tüketiminde artış, anksiyete(kaygı bozuklukları) olduğunu görüyoruz.

Erkekler ile kadınların depresyon şiddetleri karşılaştırıldığında erkekler daha fazla mı şiddetli yaşıyor depresyonu ya da daha uzun mu sürüyor? Yoksa tam aksine depresyondan daha mı kolay kurtuluyorlar? Hangisi doğruysa, bunun nedeni nedir?

Kadınlarda yineleyen depresyonlara daha sık rastlamaktayız. Daha önce de bahsettiğimiz gibi kadınların hormonel yapıları, doğum, premenstürel sendrom, menapoz gibi durumları yaşamaları, olaylarla ilgili daha duygusal yanıtlar üretmeleri; kadınlardaki sıklığı arttıran nedenler arasındadır. Erkeklerin daha az depresyona girmekte ama bu depresyonlarında büyük çoğunluğu da ne yazık ki intiharla sonuçlanmaktadır. Erkekler yardım aramak yerine ölüm gibi kestirme bir yöntemi seçebilmektedirler. Erkek intiharlarının çoğu, kadın intiharlarının aksine kesin ölüme götürebilecek yöntemleri içermektedir.

Erkekler depresyonu nasıl yaşıyorlar?
• Alkol ve sigara tüketiminde artış
• Uyuşturucuya yönelme
• Aşırı çalışma
• Çevreden kendini izole etme
• Genelde hiç konuşmama,içe kapanma
• Evlilik dışı ilişkiler
• Kendine zarar verici tarzda eylemlerde bulunmak
• Agresifleşmek, başkalarına zarar vermek
en sık görülen belirtiler arasındadır.

Erkekler depresyon nedeniyle kadınlar gibi psikiyatriste başvuruyorlar mı?
Daha öncede bahsettiğimiz gibi erkeklerin yardım alma konusunda pek motivasyonları olmadığı için bir ruh sağlığı uzmanına genellikle başvurmazlar. Bir çok erkek için hala, doktora başvurmak güçsüzlük ve aciziyet anlamına gelebilmektedir. Ruh sağlığı uzmanına başvuranların ise tedaviyi sürdürmekte ve tedavi programına uyum sağlamakta zorlandıklarını görmekteyiz.

Tedavileri daha mı kolay, yoksa daha mı zor oluyor?
Yukarıda saydıklarımızın tümünü göz önünde bulundurduğumuzda, tedavilerinin zor olmadığını ancak uyum sağlama ve sürdürmelerinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Toplumumuzdaki ilaçla ilgili yanlış düşünceler, erkeklerin tedavileri tamamlamadan yarıda bırakmalarına neden olmaktadır. Özellikle bazı ilaçların cinsel hayata olan yan etkileri erkekleri daha ilacı kullanmaya başlamadan tedaviyi bırakmaya yöneltmektedir. Tedavi sürecinin uzunluğu, kısa yoldan sonuca gitme odaklı erkekler için başlı başına bir sorundur.

Uzm. Psikolog Reyhan Algül

Bu gönderiyi paylaş